13. Hukuk Dairesi 2008/8473 E.N , 2008/10850 K.N.

İlgili Kavramlar
o ISLAH
o DAVALARIN BİRLEŞTİRİLMESİ

Özet

Davaların birleştirilmesi, sadece yargılama sürecini birleştirir. Asıl ve birleşen davalar birbirinden bağımsız olup, her dava için bir kez yapılmak koşuluyla, davaların ayrı ayrı ıslahı mümkündür.


İçtihat Metni

Onur vekili avukat Batuhan ile Ömer aralarındaki dava hakkında (Ankara Sekizinci Asliye Hukuk Mahkemesi)'nden verilen 22.11.2005 tarih ve 397-160 sayılı hükmün Dairemizin 28.02.2008 tarih ve 13511-2708 sayılı ilamıyla bozulmasına karar verilmişti. Süresi içinde davacı avukatınca kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşuldu.

Davacı, 02.06.2004 tarihli vekaletname gereğince davalının vekili sıfatıyla Ankara Birinci Asliye Ticaret Mahkemesine ait 2005/163 esas sayılı davayı takip ederek davalı lehine sonuçlandırdığını, vekalet ücretinin ödenmediğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, 5.500,00 YTL vekalet ücreti alacağının tahsilini istemiş, birleştirilen davasında ise, davalı lehine sonuçlanan Ankara Birinci Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2005/163 E. sayılı ilamındaki alacağın tahsili için Ankara Ondördüncü İcra Müdürlüğü'nde başlatmış olduğu 2005/5381 E. sayılı icra takip dosyası nedeniyle İcra Müdürlüğünce tahakkuk ettirilen ve karşı yandan tahsili gereken icra vekalet ücretinin davalı tarafından tahsil edildiğini ileri sürerek, yine fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmak suretiyle 5.165,00 YTL vekalet ücreti alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, Ankara Birinci Asliye Ticaret Mahkemesi'ne ait 2005/163 esas, 2005/319 karar sayılı ilam ile dava vekalet ücreti alacağı olarak 5.500,00 YTL/nin kar şı yandan tahsiline karar verildiğini, ancak söz konusu bu kararın, sadece "faiz oranı'' gerekçesiyle bozulan ilk hüküm sonrası verilen ikinci karar olduğunu, bozmadan önceki karar ile de alacağının hüküm altına alınıp, 3.400,00 YTL vekalet ücretine karar verildiğini, bu karar gereğince Ankara Dördüncü İcra Müdürlüğü'nün 2003/8465 E. sayılı icra takip dosyası ile başlatılan icra takibinde, asıl alacak ve fertleriyle birlikte, hükmedilen vekalet ücretinin de tahsil edildiğini, davacının bu tahsilattan her türlü alacağını aldığını, eski hükmün devamı niteliğinde bulunan ikinci kararın, yine aynı icra dosyası üzerinden takip edilmesi gerekirken davacının kötüniyetle ayrı ayrı takipler başlattığını, davacının önceki kararla tahsil edilen vekalet ücretini mahsup etmeden ayrı bir takip başlatması nedeniyle güven duygusunun zedelendiğini, bu nedenle de davacıyı haklı olarak azlettiğini savunarak, davanın reddini dilemiştir.

Mahkemece, azlin haksız olduğu kabul edilerek, asıl dava yönünden, talep edilen dava vekalet ücreti ve karşı yana tahmili gereken vekalet ücreti nedeniyle toplam 10.120,00 YTL'nin, birleşen dava yönünden de, icra vekalet ücreti ve icra karşı yana tahmili gereken vekalet ücreti olmak üzere toplam 10.228,20 YTL'nin faiziyle birlikte tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalının temyizi üzerine Dairemizce bozulmuş, bu kez davacı karar düzeltme talebinde bulunmuştur.

1- Temyiz ilamında belirtilen gerektirici nedenler karşısında Usulün 440. maddesinde sayılan nedenlerden hiçbirisine uygun olmayan davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer karar düzeltme taleplerinin REDDİNE.

2- Davacı, Ankara Sekizinci Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2005/397 E. sayılı dosyası üzerinden açmış olduğu asıl davasında, davalının vekili sıfatıyla takip ettiği Ankara Birinci Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2005/163 E. sayılı dosyası nedeniyle, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmak suretiyle 5.500 YTL vekalet ücretinin ödetilmesini istemiş, birleştirilen 2005/454 E. 2006/21 K. sayılı dava ile de, Ankara Birinci Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2005/163 E. sayılı ilamıyla Ankara İcra Müdürlüğü'nün 2005/5381 E. sayılı dosyası üzerinden takip başlatmış olması nedeniyle, yine fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmak suretiyle 5.165,00 YTL icra vekalet ücreti alacağının ödetilmesini istemiş, 05.02.2007 tarihli bilirkişi raporunda, asıl dava yönünden inceleme yapılarak asıl dava nedeniyle 11.020,00 YTL, birleşen dava nedeniyle de 5.165,00 YTL olmak üzere davacının toplam 16.185.00 YTL vekalet ücreti talep edebileceği konusunda görüş bildirilmesi üzerine de, davacı tarafından verilen 12.02.2007 tarihli birinci ıslah dilekçesi ile davanın bu miktar üzerinden ıslah edildiği bildirilmiştir. Bilirkişilerden alınan 19.03.2007 tarihli ek raporda ise, bu kez birleşen dava yönünden inceleme yapılarak, raporun sonuç kısmında, davacının asıl davada 11.020,00 YTL vekalet ücretine hak kazandığı tekrarlanıp, birleşen davada ise 10.228,20 YTL vekalet ücreti talep edebileceği açıklanmış olup, bundan sonra davacı tarafından verilen 20.03.2007 tarihli ikinci ıslah dilekçesi ile de davanın, birleşen dava yönünden raporda belirtilen miktar üzerinden ıslah edildiği bildirilmiştir. Görüldüğü üzere davacı tarafından 05.02.2007 tarihli ilk bilirkişi raporu üzerine verilen 12.02.2007 tarihli birinci ıslah dilekçesinin asıl dava nedeniyle, 19.03.2007 tarihli ek rapor üzerine verilen 20.03.2007 tarihli ikinci ıslah dilekçesinin ise birleşen dava nedeniyle verilmiş olduğu anlaşılmaktadır. Her ne kadar 12.02.2007 tarihli birinci ıslah dilekçesinde davacı, "...birleşen iki davayı bilirkişi raporunda belirtilen alacağımıza göre ıslah ediyoruz." açıklamasında bulunmuş ise de, 05.02.2007 tarihli bilirkişi raporunda, sadece asıl dava yönünden inceleme yapılmış olması, hesaplanan toplam alacak miktarı için de birleşen dava miktarının dava dilekçesindeki gibi 5.165,50 YTL olarak belirtilmiş olması karşısında, davacının 12.02.2007 tarihli ıslah dilekçesi ile, "her iki dava yönünden de davasını ıslah ettiğini" kabule olanak bulunmamaktadır. Nitekim 20.03.2007 tarihli ikinci ıslah dilekçesiyle, davanın "birleşen dava yönünden ıslah edildiği" de açıkça belirtilmiştir. Davaların birleştirilmesi durumunda, sadece yargılama süreci birleştirildiğinden, asıl ve birleşen davaların birbirinden bağımsız, müstakil davalar olmaları nedeniyle, her dava için bir kez yapılması koşuluyla, davaların ayrı ayrı ıslahı mümkündür. Bu durumda HUMK'nın 83/son fıkrası gereğince geçerli olmayan "birden fazla ıslah'tan da söz edilemez. O halde eldeki davada da ikinci kez yapılmış bir ıslah söz konusu olmayıp, asıl ve birleşen davaların ayrı ayrı ıslahları söz konusu olduğundan, Dairemizin 28.02.2008 tarih ve 2007/13511 E. 2008/2708 K. sayılı bozma ilamının (3) no'lu bendinde belirtilen "davacının ikinci kez ıslah isteminde bulunamayacağına" ilişkin bozma nedeni, zühule dayalı olup, davacının bu hususla ilgili karar düzeltme talebinin kabulüne, ilgili bölümün Dairemize ait ilamdan çıkarılmasına, mahkeme kararının ilamda belirtilen (1), (2) ve (4) no'lu bentler gereğince bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

Sonuç: (1) no'lu bent gereğince davacının diğer karar düzeltme taleplerinin reddine, (2) no'lu bent gereğince yukarıda açıklanan nedenlerle davacının karar düzeltme talebinin kabulüne, Dairemizin 28.02.2008 tarih ve 2007/13511 E. 2008/2708 K. sayılı bozma ilamının ıslahla ilgili olan (3) no'lu bendinin ilamdan çıkarılmasına, mahkeme kararının ilamda belirtilen (1), (2) ve (4) no'lu bentler gereğince (BOZULMASINA), peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 22.09.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: Yargıtay Kararları Dergisi, Şubat 2009

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder